Blog

Gelincik

Önsöz: Gelincik’e ithaf edilmiştir. Onun düşlerindeki hikaye, tarihler bugünü gösterirken yaşanmıştır. Gerçek hayattan itina ile çalınmıştır.

Sadece bakışarak sevdiniz mi hiç?

Sevin o zaman.

Bir sabah uyandığımda sırtımda bir ağrı hissettim. Kalbimin sızısı yayılıyordu yüreğime artık. Vücudumda kalbimden başka ağıran başım vardı. O da dün akşamdan kalmanın yan etkisiydi. Büyülü bir gecenin sade bir sabahıydı yaşadığım. Ama hatırımda sadece “o yanağın sıcaklığı” ve “kaçamak bakışlar” vardı. Dudaklarım kurumuştu, suyla ıslattım biraz. Gözlerimi ovuşturdum ama uyanmak için değil o gözleri tekrar gözümün önüne getirmek için. İkimiz de sarhoştuk, ben daha az içtim daha çok vuruldum o daha çok içti ama ne hissetti bilinmez. Sonra çok az gördüm o kızı. Ama biz hep bakıştık.

Yalın ayak sevmelerin en savunmasızıydı bizimkisi. Bir gece yine bir dost sohbetinde gördüm onu. Masmavi gözleriyle beni izliyordu süreki. Yanaklarımız daha sıcaktı ilk geceye nazaran. Ama gözlerimizin sevdası aynıydı. Sürekli parmaklarımızla oynuyorduk. Sonra bir çiçeğin yanına geçti o. Çiçeğide görmedim hiç. Nefesini duydum onun. Aynı tonda gidiyordu sürekli. Yerdeki parkelerin arasına kaçan tozlardı o gecenin asıl konusu. En azından bizim için öyleydi.

Birbirimizi sadece koşuşturuken görüyorduk, sadece gülümsüyorduk. Sesine hasret kaldım çok uzun zaman. Sonra duyduğum da da hayran kaldım yine çok uzun zaman. Koşmasın isterdim hep, dursun bir yerde “sol yanını” doldurayım isterdim.

Bir akşam yine beraberdik. Daha yakındık, nefes gibi. Gözlerimizle ortamdaki şeyleri tek tek kontrol edip birbirimize gösterip gülüyorduk. O gülünce dünya afallıyordu, dakikalar şaşırıyordu. Kıyamet kopuyordu o gülünce. Bana yeniden aşk şarkıları söyletiyordu sessiz sessiz. Sonra yanımıza başka insanlar geldi. Belki ilk kez o akşam kıskandık birbirimizi. Çünkü konuştuğumuz insanlara bakmadık hiç. Sadece birbirimizin gözlerine baktık dakikalarca. Hiç ayırmadan, hiç göz kırpmadan. İçkilerimiz süzülürken çenemizden boynumuza, aşkımız çıkarken yüreğimizden sırtımıza; tıpkı o ilk gecenin verdiği sırt ağrısı gibi sızlarken vücudumuz, biz sadece bakıştık.

Odamın sessizliğine gömüldüğümde onun hayalini oturdurdum işte şu karşıdaki koltuğa. Başlardım konuşmaya. Bazen sarhoş olduğumda açılırdım kibarca. Venedik maskesi yüzümdeyken adımı söyler, maskeyi indirir onu sevdiğimi söylerdim. Yokluğunu sesime doyururdum gecelerce. Kim bilir kaç gece böyle sabaha vardı. Kim bilir benimle beraber kaç çaresiz karşıladı o güneşi tüm gücüyle… Ne kadar gücü varsa artık. Ne desem sana boş. Bir imkansızlığı kovalamaktan başka bir şey yapmıyoruz. Aslında kovalamıyoruz. Çünkü konuşmuyoruz. Bilirim, biz ne zaman konuşsak o geceye 3 damla kan damlar. Sadece ağzı var insanların burada. Sadece konuşuyorlar. Ama kalbi olan bir insanı kalbimle konuşturmak bana gurur verdi, gurur ötesi duygulara büründürdü. Yüreğim sevinç gösterileri yaparken aşkın semalarında ben onun hayaliyle uyudum, onun rüyasıyla uyandım.

Masum bir sevda nasıl yaşanırdı ki böyle? Başka insanlar yanaşırken yanımıza biz sadece kaçtık. Ama birbirimize doğru değil. Sırf kan damlamasın o güzel gecelere, sırf o geceler bembeyaz sabahlara varsın diye biz birbirimizden de kaçtık. Biz çok büyük vurgun yedik. Herkes şahit. Duvarlar, çiçekler, sadece ağzı olmayan insanlar, herkes, herkes şahit!

Sonra bir gün doğdu, ben hiç uyumadım. Günü doğuran ebe misali camın önünde boş boş baktım beyazlıklara. Bir önceki akşam onunla konuştum. Havadan sudan konuştuk. Hava ve su hiç bu kadar anlamlı ve güzel olmamıştı. Düşmemek için koluma girdi, ben yüreğine düştüm. Gece boyu onu izledim, o da beni izledi. İçim titriyordu ona her bakışımda. Bir kareyi resmettik beraber. Beğenmedik sonra, tekrar resmettik. Biz o kareye çok yakıştık. En güzel gecemi sordu bana. “İlk geceden” bahsettim. O da “benim en güzel gecem O gece” idi dedi. “Sende o geceye dair çok fotoğraf var, bende arada sırada o fotoğraflara bakıyorum. Hepsi çok güzeller” dedi. O da biliyordu ki “Onun kadar güzel değildi hiçbir gece.” Gece bitti biz sadece iyi geceler ve iyi günler dilekleriyle vedalaştık. Bu yarım kalmak değildi daha fazlasıydı. Biz bunu haketmemiştik ve henüz farkında değildik bu haketmemişliğin.

Sabah boş boş dolaşırken koridorlarda ben.,
Onu gördüm.
İlk günkü kadar güzel
Bir o kadar masum
Yalın
Yeni uyanmış
Işıl ışıl gözleri
Ve
Gülüşleri ile

Onu gördüm.
O’da beni.

Sonra yaklaştık birbirimize. O sabah bizden başka kimse uyanık değildi. Biz de rüyadaydık zaten. Son günümün ilk ışıklarına doğan başka bir güneş daha vardı. Güneşin yanına gittim yüreklerimiz yer değiştirdi. Hiç yapmadığımız şeyleri yaptık. Konuşmaya başladık. Çok fazla çene çaldık o merdiven boşluğunda. Yürüdük beraber sonra. Sonra dışarı çıktık karların üzerinde yürüdük. O kola içiyordu bense onun soluduğu havayı…

O ilk geceden kalma çok fotoğrafımız vardı. Onları almak için bana geçtik. Hayalinin oturduğu koltuğa oturdu, hayalinden farklı olarak konuştu. Ama ben hayaline yaptığım gövde gösterisini ona yapamadım. Yapamazdım. Ben fotoğrafları hazırlarken biz yine bakıştık sonra ufak bir tebessümle bunu ölümsüzleştirdik.

Beraber dışarı çıktık yine. Yürüdük bir bilinmezliğe. Akşam için sözleştik. “Sen gitmeden…” diye başladı cümleye. Bir “Rus Balesi” için sözleştik. Sonra onu giderken seyrettim. Ardından dakikalarca baktım.

Akşam olduğunda

Ben rüyamda sırılsıklamdım.
Uykuya yenik düştüm.
O ise baleye gitmedi.

Biz “elveda” bile diyemedik “Gelincik”.
Ben sevmezdim sevmeyi ama yarım kaldık gelincik.

Sen tamamla bizi.

Fotoğraf – Resim: Ayşe Aydoğuş
Hikaye: İrfan Kurudirek

mirfanK’10 ´CZ´
[Son Nokta – Gelincik]

“Gelincik” üzerine 3 yorum

  1. gelincikveben dedi ki:

    gelincik bilirim çok narinsin bilirim hemen kırılıverirsin. kaba bir çernozyum toprağıyım, çok verimli olmama rağmen sert ve soğuk olmam seni heme kırabiliyor. iklimim böyle gelincik. en çok kırdığımı en çok severim.
    gelincik seni seviyorken sana seni seviyorum diyememek, sana yakın olmak isterken hep uzak kalmak…
    peki zamanı geriye alsam sana gene aynı mı davranırım gelincik? sen bana gene aynı davranır mısın? bilmediğin bir şey var gelincik, ben aşk denilen duyguyu sende ama sensiz yaşıyorum. gelincik beni anlamadın ya ben ona yanıyorum.
    gelincik senin yanında kimseyi görmek istemiyorum aslında, saklamaya gerek yok işte seni herkesten kıskanıyorum.
    gelincik seninle bir yerde karşılaşmak istemiyorum, seni gördüğümde ateşten kalan küller yeniden yanacak ve sadece beni yakacak. çünkü benim ki tek taraflı bir aşk; benim gelinciğe olan aşkım.

  2. gelincik dedi ki:

    hangi gece olduğunu merak ettim?

  3. gelincik dedi ki:

    düşünemedim belki de…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir